Ana sayfa Bilim Gündemi Hayat yeni formları nasıl oluşturur?

Hayat yeni formları nasıl oluşturur?

556
PAYLAŞ
Bir DNA betimi. © DigitalGenetics / Fotolia

Çeviren: Zeynep Gizem Emir

Yeni bir çalışma evrimsel değişim yaratabilecek bir tür gen düzenlemesinin varlığını ortaya çıkardı.  

Organizmalar evrim süresince değişim gösterirken yeni formlar türeten şey sıklıkla genlerin kendileri değil, genleri açıp kapatan gen düzenlemesidir. Yeni bir çalışma evrimsel değişim yaratabilecek bir tür gen düzenlemesinin varlığını ortaya çıkardı.

Çoğu modern organizma, DNA’daki genetik bilgiyi depolar ve bu bilgileri RNA’ya aktarır. DNA’daki gen aktarımını durduran veya arttıran protein “transkripsiyon faktörleri”nin gen anlatımını düzenlediği söylenir.

PNAS’da yayımlanan araştırmada, İsviçre ETH Zürih ve Zürih Üniversitesi’nden bir ekip, protein transkripsiyon faktörleriyle gen düzenlemesinin, evrimsel değişimi RNA seviyesinde çalışan başka bir gen düzenlemesi formundan daha kolay bir şekilde güçlendirdiğini gösterdi.

Santa Fe Enstitüsü’nde profesör ve Zürih Üniversitesi’nde Evrimsel Biyoloji ve Çevre Çalışmaları Enstitüsü Başkanı olan ünlü yazar Andreas Wagner, “Bu bizi gerçekten şaşırttı.” ifadesinde bulundu. Bu konu tartışmaya açık ve araştırmadan bilinemeyecek konulardan biri.

Wagner, “Yeni düzenleme biçimleri hayatın birçok yeni özelliği için çok önemli” dedi. “İnsanların vücut planını denizkestaneleri veya meyvesineklerinden ayıran şey, doğru genleri doğru zamanda açıp kapatan yeni tür düzenlemeleridir.”

Aynı ekip tarafından yapılan önceki çalışma, transkripsiyon faktörlerinin iki ana evrimsel özelliği olan sağlamlık ve evrimleşebilirliği yüksek seviyelerde göstermiştir. Mutasyonlar meydana geldiğinde bile sağlam bir sistem nispeten normal çalışır. Buna karşın, evrim geçirebilen bir sistem yeni mutasyonlara cevap olarak yeni formlar veya özellikler üretebilmektedir.

Başyazar Joshua Payne (ETH Zürih, İsviçre Biyoenformatik Enstitüsü) şöyle ekliyor:

“Mutasyonlar diğer transkripsiyon faktörleri için bağlanma bölgesi yarattığından bölgeleri bağlayan transkripsiyon faktörünü genelde yüksek oranda evrimleşebilir buluyoruz. Böylece bölgeleri bağlayan transkripsiyon faktörünün mutasyonu fenotipik varyasyona neden olur.”

Wagner, transkripsiyonel düzenlemenin evrimleşebilirliğinin, RNA’nın 4 milyar yıl önce bilgi depolamasından, DNA ve protein kullanmaya kadar gelişini açıklamaya yardımcı olabileceğini belirtiyor.