Ana sayfa Bilim Gündemi Matematik dünyasının en prestijli ödüllerinden Abel Ödülü ilk kez bir kadın biliminsanına...

Matematik dünyasının en prestijli ödüllerinden Abel Ödülü ilk kez bir kadın biliminsanına verildi

2081
PAYLAŞ

Çeviren: Gülseli Kırgıl

ABD’de çalışma yürüten matematikçi Karen Keskulla Uhlenbeck; analiz, geometri ve matematiksel fizik alanlarında ortaya koyduğu çalışmalar ile 2019 Abel Ödülü’ne layık görüldü. Böylelikle Uhlenbeck, matematik alanının en prestijli ödüllerinden biri olan ve Norveç Bilim ve Edebiyat Akademisi tarafından 2003 yılından bu yana verilen Abel Ödülü’nü kazanan ilk kadın biliminsanı oldu.

Nature’a açıklamalarda bulunan Uhlenbeck, bir arkadaşının akademinin ona ulaşmaya çalıştığını söyledikten sonra haberdar olduğu ödül ile ilgili şaşkınlığını gizleyemediğini ifade etti. Bu seneye kadar sadece erkek biliminsanlarının bu ödülü aldığını ifade eden ve ödülü “Tamamen maviydi” sözleri ile eleştiren Uhlenbeck, değişken miktarlar ile onların değişim oranlarını birbirine bağlayan kısmi diferansiyel denklemler çalışmaları ile tanınmaktaydı. Öyle ki, Uhlenbeck söz konusu çalışmaları ile matematik alanında bir efsane olarak görülmekteydi.

Karen Uhlenbeck 50 yıl önce (1969).

Karen Keskulla Uhlenbeck’in ortaya koyduğu çalışmada bulunan denklemlerin, geometri ve fizik alanlarında kullanılması aynı zamanda kariyerinin birçok alana yayılmasını da sağlamış oldu. Denklemlerin kullanılması sonrası ortaya çıkan en etkili çalışmalardan biri ise -ki bu çalışma Uhlenbeck tarafından da “en gurur verici çalışmam” olarak adlandırılır- Jonathan Sacks ile birlikte yaptıkları çalışma ile ortaya konan “kabarcıklanma” adı verilen olgunun keşfiydi.

Sacks ve Uhlenbeck, sabun liflerinin kendi enerjilerini en aza indiren şekillere nasıl eriştiklerini inceleyen ve matematiksel teori olan “minimal alanlar” üzerine bir dizi çalışma yaptılar. Ancak bu çalışma, enerjinin son derece yoğun bir biçimde toplandığı noktaların ortaya çıkarılması ile gölgelendi. Uhlenbeck, yüzeyden ayrılan yeni bir baloncuğun neden olduğunu öngördü ve genel olarak çalışmalarında bu noktalara yoğunlaştı. Standart Parçacık Fiziği Modeli’nin temelini oluşturan Klasik Elektromanyetik Alan Teorisi’nin bir genellemesi olarak ortaya konan gösterge alanlarının matematiksel teorisi üzerine yaptığı çalışmalar ve bu alana ilişkin benzer teknikleri kullanarak yeni bulgular elde etti.

‘Onun, neyin doğru olması gerektiğine dair doğal bir yeteneği var’
1980’lerin başında çalışmalarını iyice yoğunlaştıran Uhlenbeck; matematik ve fizik gibi birlikte büyüyen bilim alanlarının birbirleri ile tekrardan iletişim halinde olmaya başladıklarını ifade ederek, “Matematik ve fizik arasındaki gerçek parlak dönem, bu çalışmalar ile başladı” diyor. Matematikçilerin “kendi başlarına keşfedemedikleri” şeyleri çalışabilmek için mükemmel fikirleri olan fizikçilere, yine matematikçiler tarafından oldukça yararlı bilgilerin verildiğini ifade eden ve matematikçilerin bu bağlamda kendilerini kanıtladıklarını söyleyen Uhlenbeck’in çalışmaları; matematik alanında çalışma yürüten diğer tanınmış biliminsanları tarafından da kullanılıyor. Matematik alanındaki birçok çalışma, Uhlenbeck’in araştırmalarından temel alıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Bath Üniversitesi’nden Mark Haskins, aynı zamanda Uhlenbeck’in doktora öğrencisi olduğunu anımsatarak her zaman nedenini açıklayamasalar da, “Uhlenbeck’in neyin doğru olması gerektiğine dair doğal bir yeteneği” bulunan matematikçilerden biri olduğunun altını çiziyor. Uhlenbeck’in öğrencisi olarak sorduğu sorulara aldığı yanıtların bazen çok şaşırtıcı boyutta olduğunu ifade eden Haskins, “Genellikle anlık tepki olarak, Karen’ın başka bir soruya yanıt verdiğini düşünürsünüz; ancak ilerleyen dönemde anlarsınız ki, aslında siz doğru soruyu sormamışsınızdır” diyor.

“Bize matematik alanında çalışma yapamayacağımız söylendi. Çünkü biz kadındık. Ancak ben yapmam gereken ve yapmayı sevdiğim şeyi yapmayı sürdürdüm. Dolayısıyla bu aynı zamanda hayli meşru bir isyandı!”

‘Bu meşru bir isyandı’
1942 yılında Cleveland’da doğan ve yaşamının ilk yıllarını New Jersey’de geçiren Uhlenbeck, öğrenmeye meraklı bir çocuk olarak yetişti. 1996 yılında hakkında yazılmış bir makalede çocukluğunda sahip olduğu merak duygusunu “Kütüphanede bilim hakkında yazılmış bütün kitapları okudum, okuyacak bir şey kalmayınca da sinirlerim bozuldu” şeklinde özetleyen Uhlenbeck, fiziğe ve matematiğe ilgi duymaya başlayıp 1968 yılında Massachusetts’de bulunan Brandeis Üniversitesi’nden matematik alanında doktora derecesi aldı.

Birlikte çalışma yürüttüğü akademisyenler, onun olağanüstü yeteneklerinin farkına vardı ve bu alanda çalışmalar yapması için onu cesaretlendirdi. Fakat çalışma yaptığı alanda cinsiyet kimliği nedeniyle önyargılara maruz kalmasının önüne geçilemedi. Uhlenbeck, 1996 yılında hakkında yazılan biyografide bu durumu şu sözlerle ifade etmiş ve eleştirmişti: “Bize matematik alanında çalışma yapamayacağımız söylendi. Çünkü biz kadındık. Ancak ben yapmam gereken ve yapmayı sevdiğim şeyi yapmayı sürdürdüm. Dolayısıyla bu aynı zamanda hayli meşru bir isyandı!”

‘Ödülün, kadın biliminsanlarına ilham vermesini umut ediyorum’
Başlangıçta görmezden gelinen ve hatta erkek meslektaşları tarafından marjinalize edilen ancak zamanla yaptığı çalışmalar ile “diğerleri gibi” değer görebilen Uhlenbeck, en son görev yaptığı yer olan Austin’deki Texas Üniversitesi’nden 2014 yılında emekli olarak akademideki görevini tamamlamıştı.

Uhlenbeck kadınların özelde matematik alanında genelde ise bilim dünyasında kendilerine yer bulabilmeleri için mücadele etti. New Jersey’de bulunan bir enstitüde “Kadınlar ve Matematik” programının kurulmasında öncü olan, İngiltere’deki Warwick Üniversitesi’nde çalışma yürüten ve aynı zamanda Londra Matematik Derneği Başkanı matematikçi Caroline Series, Uhlenbeck’i tanımlanırken “O, çok sayıda kadın biliminsanı için nesiller boyunca muazzam bir rol model olmayı sürdürdü” diyor.

“Bu ödülün; Noether ve diğerlerinin bana verdiği ilham gibi, yeni nesil kadın biliminsanlarına ilham vermesini umut ediyorum.”

Kadın biliminsanlarına yönelik ayrımcılığa karşı mücadelesi ile de bilinen Uhlenbeck 2000 yılında ABD Ulusal Bilim Madalyası da dahil olmak üzere birçok ödüle layık görüldü.

Uhlenbeck, kendilerine örnek olduğu kadın biliminsanlarının kazandığı başarıların ardından, adil temsiliyete giden yolun zorlu olacağını ancak bu alanda mücadele etmenin bilime sunacağı katkıların farkına vararak, bilimdeki erkek egemenliğine karşı süren mücadelede kadın biliminsanlarına öncülük etti.

Uhlenbeck, “Hepimiz biliyorduk ki, yasal engeller ortadan kalktığında; kadınlar ve azınlıklar akademinin kapısından içeri girip haklarımızı alabilecektik” diyor ve ekliyor: “Bu ödülün; Noether ve diğerlerinin bana verdiği ilham gibi, yeni nesil kadın biliminsanlarına ilham vermesini umut ediyorum.”

Kaynak: https://www.nature.com/articles/d41586-019-00932-1