Ana Sayfa Astronomi Karanlık maddesiz gökada olabilir mi?

Karanlık maddesiz gökada olabilir mi?

97
AGC 114905 Gökadası. Kum tanesine benzeyen mavi ışıklar yıldızlardan gelmekte. Yeşil dağılım ise gökadayı sarıp sarmalayan Hidrojen bulutunu gösteriyor. Görsel Kaynağı: Javier Román & Pavel Mancera Piña

Hollanda merkezli bir uluslararası gökbilimci ekibi, ne kadar detaylıca bakarlarsa baksınlar AGC 114905 gökadasında karanlık madde varlığına rastlamadılar. 40 saatin üzerinde Dünya’nın en iyi teleskoplaryla yapılan ölçümler yakın zamanda gökbilim camiasının en prestijli dergisi olan Monthly Notices of the Royal Astronomical Society‘de yayımlandı. Grönningen Üniversitesi’nden Pavel Mancera Piña ve ekibi şu ana kadar altı adet içinde neredeyse hiç karanlık madde barındırmayan gök adalar keşfettiler. Camianın bu çalışmalara tepkisi yıllarca “Tekrar ölçün, bir yanlıklık olmalı.” şeklinde oldu fakat ekip Dünya’nın en güçlü radyo teleskoplarından olan Very Large Array(VLA) kullanarak 40 saatlik oldukça uzun gözlemlerde halen karanlık maddenin izine rastlamadılar.

Bahsi geçen gök ada,bizden tam 250 milyon ışık yılı ötede bulunan AGC 114905 adında bir “ultra-dağınık(ultra-diffuse)” cüce gökada (Cüce gökadalar, bu sıfatı boyut ve kütlelerinden ziyade parlaklık seviyelerinden ötürü alırlar.). Aşağı yukarı bizim Samayolu gökadımız kadar büyük bir gökada olan AGC 114905, Samanyolu’ndan yüzbinlerce daha az yıldıza sahip. Astrofizik alanındaki hakim olan fikir bütün gök adaların karanlık madde sayesinde dağılmadan bir arada durduğudur. Bahsi geçen gökadanın çevresindekiğ gazın dönüşünü, oldukça hassas radyo teleskoplar aracılığıyla 40 saat boyunca izleyen ekip, gazın dönüş hızını hesaplamaya koyuldular. Gökadanın merkezindeki ve dış kısımlarındaki gazların dönüşleri arasındaki hız farkı bizlere bölgedeki karanlık madde yoğunluğu hakkında fikir verir nitekim onyıllardır karanlık madde çalışan biliminsanlarının ölçüm yaptığı en temel yöntem de budur.

Önceki ölçümlerinin tutarlı olduğunu fark eden ekip için bu sonuçlar bir rahatlama yaratsa da bilim için esas soru işareti böylece baş göstermiş oldu, karanlık madde her gökadada bulunmayabilir mi? Karanlık madde teorisi ile gözlemsel veriler arasındaki tutarsızlıklar zaten var olmaya devam ederken bu gözlemler aradaki farkı yalnızca daha da büyütüyor.
Çalışma ekibi, bu durumun olası sebepleri için çeşitli öneriler sunuyor. İlk önerileri, AGC 114905’in karanlık maddesinin bir çarpışma veya dış etken aracılığıyla elinden alınması. Bir diğer olasılık “soğuk karanlık madde modeli” olarak adlandırılan kuramsal modele eklenecek çeşitli düzeltmeler aracılığıyla bazı gökadaların karanlık madde olmadan da oluşacağı iddiası. Bir diğer görüş de gözlemin yaptığı açının gaz hızına etki edebileceği fikrine dayanıyor. Ayrıca elimizdeki kuramsal fiziğin yanlış olabileceği, Newton mekaniğine yapılacak çeşitli modifikasyonlar aracılığıyla karanlık madde kavram olarak ekarte edilebilir fakat bu da bizleri yüz yıldır yanıltmayan Einstein kütleçekimi kuramlarının yanlışlanması demek. Anlayacağınız üzere durumlar çok karışık.

Bir yanda bu gözlemler ve tartışmalar yaşanırken, kimi gökbilimciler bu sorunun cevabını cüce gökadalarda arıyor. Başka cüce gökadalarda da karanlık madde bulunmazsa, esas cümbüş o zaman kopacağa benziyor. Tevekkeli, yapılan bir küçük literatür taraması bu çalışmanın izole olmadığını gösteriyor. Daha önce ABD’nin Yale Üniversitesi’nden astrofizikçi Pieter van Dokkum, neredeyse hiç karanlık madde barındırmayan bir cüce gökada keşfetmişti. Fakat o dönemler astronomi camiasında pek bir tepki yaratmayan o çalışma, bugüne gelindiğimizde gökbilim alanında var olan baskın bir görüşün elini daha da güçlendiriyor. Karanlık maddenin doğası ve varlığı üzerine yapılacak yeni araştırmalar nihai cevabı yakalamamızı sağlayabilir.

Kaynak:

Önceki İçerikGökadamızın merkezindeki karadelik Sgr A* ilk kez görüntülendi
Sonraki İçerikUzun ağaçlar, araç trafiği kirliliğine karşı en önemli silah