Ana Sayfa 230. Sayı Mücadeleye devam!

Mücadeleye devam!

165

Dergimizin en azından bu küçük köşesini seçim sonuçlarını aldıktan sonra yazmak istedik. Bu nedenle birkaç gün gecikmişse dergi, kusurumuza bakmayın.
Çok zorlu ve gerilimli bir seçim süreci sona erdi. Arzu ettiğimiz gibi sonuçlanmadı. Geçtiğimiz sayı bu köşede “AKP ile son sayımız olsun” arzusunu dile getirmiştik. Olmadı; bir süre daha dayanmamız gerekecek. Hepimiz çevremizden biliyoruz: bu ülkenin aydınlık düşünceli insanları, devrimcileri, tüm baskılara, hukuksuzluklara karşın var güçleriyle çalıştılar, kaderlerine sahip çıktılar. Bu mücadelede oluşan birikim bizim dayanağımızdır.
Hepimiz için, Türkiye’nin aydınlık yüzü için zor ve sıkıntılı bir dönemin başlayacağı açık. Tarihimizin en gerici parlamentosuyla ve muhtemelen en gerici hükümetiyle karşı karşıya kalacağız. Birikimimizi, kazanımlarımızı ve mevzilerimizi moral bozmadan, karamsarlığa düşmeden korumak ve sahip çıkmak ilk görevimiz.
Ve şunu bir kez daha gördük ki, örgütsüz kalmış, çaresiz bırakılmış halk kitleleri kendi kaderlerine sahip çıkamazlar ve her türlü yönlendirmeye açıktırlar. Türkiye halkının büyük bir kesimi bu durumdadır. Sadece 20 yıl değil, en az 40 yıldır izlenen politikaların sonucudur bu. Ülkemizin aydınlık yüzüne, emekçi halka, kadınlara, gençlere, haklarımıza, mevzilerimize yönelik olası saldırılara karşı geniş kitle örgütlenmelerini hayata geçirmenin yollarını bulmak ve hayata geçirmek önümüzdeki dönemin en önemli görevi olacak.
Belki her şey çok güzel olmadı ama belli ki hiçbir şey eskisi gibi de olmayacak. Türkiye çok derin yapısal sorunları olan bir ülke, gerilimli bir ülke. Sorunların daha da derinleşebileceğini öngörebiliriz. Sağlam durmak ve doğabilecek fırsatları değerlendirebilecek bir yapıya kavuşmak kritik önemde. Kısacası öncülere büyük görev düşüyor.

***

 

Sıcağı sıcağına ancak bunları yazabiliyoruz. Gelecek sayımızda ve sayılarımızda seçim sonuçları ve önümüzdeki süreç hakkında çok daha ayrıntılı değerlendirmeler yapmaya çalışacağız. Elinizdeki sayının kapak dosyası aslında bu yöndeki bir yayım sayılabilir. Değerli gazeteci ve yazarlar Hakkı Özdal ve Bahadır Özgür’ün deprem bölgesini bizzat gidip inceleyerek ve diğer kurumların raporlarından da yararlanarak hazırladıkları rapor, küresel ve yerli büyük sermayenin devlet olanaklarıyla nasıl bir çökme operasyonuna başladığını gözler önüne seriyor. Neyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Elinizdeki sayı 80 sayfa. Bundan sonra böyle devam edebiliriz. Nedeni ağırlaşan mali tabloyu biraz olsun hafifletebilmek.

Dostlukla kalın…

Önceki İçerik6 Şubat Maraş depremleri değerlendirme raporu
Mülksüzleştirme, sermaye transferi ve kentlerin yeniden talanı
Sonraki İçerikBilim ve Gelecek Haziran sayısı çıktı!