Ana Sayfa Bilim Gündemi Eli kulağındaki zihin okuma makinelerini nasıl kontrol edeceğiz?

Eli kulağındaki zihin okuma makinelerini nasıl kontrol edeceğiz?

124
Beyin-bilgisayar arayüzleri, piyasaya çıkan birçok nöroteknolojiden sadece biridir. Fotoğraf: Alexandra Wey/EPA/Shutterstock.

Araştırmacılar, beyin etkinliğini kaydedebilen ve değiştirebilen aygıtların, mevcut insan hakları kanunlarını zorlayan mahremiyet sorunları yaratacağını belirtiyorlar.
Bilimsel araştırmalar, zihin okumak benzeri bilimkurgu fikirlerini hızla gerçek kılıyor ve beyin okuma tekniklerinin, mahremiyet gibi insan haklarını korumak için nasıl düzenlenebileceği üzerine kafa yoran etik uzmanları için belalı sorular üretiyor.
13 Temmuz’da UNESCO – Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu tarafından organize edilen Paris buluşmasında, nörobilimciler, etik uzmanları ve hükümet görevlileri bu konuyu tartıştılar. Delegeler, etkinliğini izlemek ya da değiştirmek için beyinle doğrudan etkileşime giren teknikler ve aygıtlar gibi nöroteknolojileri yönetme güzergâhını çizdiler.
Teknolojiler genellikle elektriksel ve görsel teknikleri kullanırlar ve Parkinson hastalığını tedavi etmek için kullanılan beyin eklentileri gibi tıbben onaylanmış aygıtlardan sanal gerçeklikte kullanılan giyilebilir ticari ürenlere kadar bir dizi aygıta çalıştırırlar ve beyin verisini toplar veya kullanıcılara yazılımı kontrol etme izni verirler.
Toplantıda konuşan, UNESCO’nun sosyal ve beşeri bilimler yardımcı-yönetici Gabriela Ramos, nöroteknolojiyi düzenlemek, “teknolojik bir tartışma değil, yasal ve sosyal bir tartışma” diyor.
Nöroteknolojideki gelişmeler, insanların düşüncelerinin içeriğini çözebilen nöro-görüntüleme teknikleri ve beyne yerleştirilerek insanların düşüncelerini metne dönüştürebilen beyin-bilgisayar arayüzlerini (BCI’s) de içeriyor.
Alan hızla büyüyor. UNESCO’nun toplantıda sunulan en son raporu, nöroteknolojiyle ilgili patent sayısının 2015-2020 arasında her yıl ikiye katlandığını gösteriyor. Rapora göre alana yatırım 2010-2020 arasında 22 kat arttı. Nöroteknoloji artık 33 milyar dolarlık bir endüstri.

Cihaz bolluğu
Düzenlemeye ihtiyaç duyulan bir alan, nöroteknolojilerin potansiyel olarak bireylerin profilini çıkarmada kullanılması ve insanların davranışlarını ve düşüncelerini Orwellyen manipüle etme fikri.
Toplantıya katılan, Kuzey Carolina Durham’daki Duke Üniversitesi’nden etik uzmanı Nita Farahany, siyasi ve ticari kazanç elde etmek için kişisel verilerin kurumsal ve politik aktörler tarafından zaten kullanıldığı bir dijital dünyaya, beyin izleme aygıtlarının kitlesel pazarının güçlü bir ilave olacağını söylüyor.
Politika üretenler, nöroteknolojilerin yararlarıyla ilgili araştırmaları kısıtlamaksızın onların potansiyel zararlarına karşı koruma sağlayan düzenlemeler oluşturma zorluğuyla karşı karşıyalar. Farahany, medikal ve tüketici ürünlerinin ayrı zorlukları olduğunu söylüyor.
Klinik kullanıma yönelik ürünler, büyük oranda ilaçlar ve tıbbi cihazlarla ilgili mevcut düzenlemelere tabi. Örneğin, epilepsisi olan insanların beyin etkinliklerini izleyen ve potansiyel nöbetleri bastırmak için beyinlerini uyaran bir sistem klinikte kullanılıyor. Felçli insanların sadece düşüncelerini kullanarak, harici cihazları yönetmelerine izin veren, beyne eklenmiş BCI vb. daha gelişmiş aygıtlar ise deneme aşamasında.
Ama ticari cihazlar, etik uzmanlarınca daha acil kaygı verici olarak görülüyorlar. Start-uplardan teknoloji devlerine kadar şirketler, nöral etkinliğin farklı biçimlerini kaydedecek ve üreticilerine bu bilgilere erişme izin verecek kulaklıklar, bileklikler ve kulak içi kulaklıklar geliştiriyor.
Bu verilerin mahremiyeti anahtar bir konu. New York City’deki Columbia Üniversitesi’nden nörobilimci Rafael Yuste, toplantıda bir konuşma yaparak, kurucularından olduğu Neurorights Vakfı tarafından yapılan yayınlanmamış bir analizde, 18 şirketin tüketicilere sunduğu nöroteknolojilerde, kullanıcıların şirkete beyin verilerinin sahipliğini vermesini gerektiren şart ve koşullar bulduklarını söyledi. Bu firmaların biri hariç hepsi, bu verileri üçüncü taraflarla paylaşma hakkını saklı tutuyor. Yuste, “Ben bunu yırtıcılık olarak tanımlarım” diyor, “düzenleme eksikliğini yansıtıyor.”
Farahany, bu ürünler için potansiyel pazarın büyüklüğü ve şirketlerin yakında insanların nöral verilerinden yararlanma peşinde koşacakları verili kabul edilirse, bu ticari cihazların düzenlenmesi gereğinin aciliyetinin anlaşılacağını söylüyor.

Nörohakların gerekliliği
Toplantıda ele alınan bir diğer başlık da, nöral etkinliği manipüle etme ve kaydetme becerisinin, mevcut insan haklarına meydan okuduğuydu. Bazı konuşmacılar, mahremiyet hakkı gibi mevcut insan haklarının bu inovasyonu kapsadığını savunurken, diğerleri değişimin gerekli olduğunu düşünüyor.
İki araştırmacı, üçüncü taraflara kişinin nöral etkinliğine erişilebilmesine ve onu etkileyebilmesine karşı koruma sağlayan “nörohaklar” fikrini tartıştılar.
Toplantıda, Almanya Münih Teknik Üniversitesi’nden felsefeci Marcello Lenca, “Nörohaklar hem negatif hem pozitif özgürlükler olabilir” diye konuştu. Örneğin negatif özgürlük, sahip olduğunuz beyin verilerinize izinsiz girilmesinden bağımsız olmak olabilir. Pozitif özgürlük ise, değerli bir tıbbi teknolojiye eşit olarak erişme becerisi olabilir.
Yuste ve meslektaşları beş ana nörohak öneriyor: Zihinsel mahremiyet hakkı, kişiliği değiştiren manipülasyonlara karşı korunma, özgür irade ve özgür karar vermenin korunması, zihinsel güçlendirmeye adil erişim ve nöroteknolojinin merkezde olduğu algoritmalardaki önyargılardan korunma. Yuste ve Lenca, önerilerinin beyin okuma düzenlemelerine ve insan hakları anlaşmalarına yönelik zorluklar hakkındaki tartışmaya ilişkin bilgi vermiş olmasını umuyor.

Somut değişim
Aralarında Şili, İspanya, Slovenya ve Suudi Arabistan’ın olduğu ülkeler, düzenlemelerle ilgili geliştirmelere başladılar ve bu ülkelerin toplantıdaki temsilcileri, ülkeleriinn çalışmalarını tartıştılar. Şili öne çıkıyor; çünkü 2021’de nöroteknolojinin yasal gözetime ihtiyacı olduğunu kabul etmek için anayasasını güncelleyen ilk ülke oldu.
Şili’nin bilim ve teknolojiden sorumlu hükümet yetkilisi Carolina Gainza Cortés, yeni yasalar geliştirdiklerini ve kanun koyucuların teknolojinin yararları için araştırmalara izin verilirken insan haklarını nasıl koruyacaklarını tartıştıklarını anlattı.
UNESCO’ya üye devletler için bir sonraki adım, Kasım ayında, UNESCO’nun yapay zekâ için nihaileştirmek üzere olduğu, üye ülkelerin mevzuat uygulamalarına yardım eden kılavuza benzer biçimde, nöroteknolojide de küresel kılavuzlar üretilmesi organizasyonunun yapılıp yapılmayacağını oylamak olacak.
Farahany, “Umudum etik ilkelerden somut, yasal çerçevelere geçmemizdir” diyor ve ekliyor, “Nöroteknoloji konusunda geç kalmış sayılmayız; henüz toplum ölçeğine ulaşmadı.”

KaynakNature
Önceki İçerikDemokrasi, ‘çoğunluğun yönetimi’ mi?
Sonraki İçerikCanan Dağdeviren ve ekibinden gururlandıran çalışma: Bu sütyen meme kanserini tespit edebilir
İÜ Eczacılık Fakültesi mezunu. Eczacı ve popüler bilim yayıncısı. Başta Bilim ve Ütopya ile Bilim ve Gelecek olmak üzere, #tarih, Roman Kahramanları, Papirüs, Aydınlık, Cumhuriyet Kitap Eki, Radikal Kitap Eki gibi dergilerde çok sayıda yazısı, söyleşisi ve çevirileri yayımlandı. "Savaş Emek Kitabı - Gel Ey Seher" adlı biyografik bir nehir söyleşi kitabı ve "Hayal Hızı Çetesi İnsanın Atasını Arıyor" adlı bir çocuk kitabı bulunuyor.