Ana Sayfa Astronomi Yeni bir araştırma, kara deliklerin tıpkı Einstein’in düşündüğü gibi uzay lazerleri oluşturabileceğini...

Yeni bir araştırma, kara deliklerin tıpkı Einstein’in düşündüğü gibi uzay lazerleri oluşturabileceğini öne çıkarıyor

98

Eğer Albert Einstein’ın çok sayıdaki keşfi,  bir şekilde Marvel süper kahraman sinematik evreni oluştursaydı, “yerçekimi lazerleri” en büyük gişe hasılatı yapan bölüm olurdu. 1916’da Einstein, Genel Görelilik Teorisinin bir parçası olarak yerçekimsel dalgaların varlığını teorileştirdi (gerçi o zamanlar onları tespit edebileceğimizden şüpheliydi). Ancak sadece bir yıl sonra, Lazer in açılımı olan Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation da SER kısmını oluşturan “ Uyarılmış radyasyon emisyonu “ fikrini ayrıntılarıyla anlattığı kuantum ışınım teorisini de açıkladı. Şimdilerde, arXiv arşivinde yayınlanan yeni bir makale, yerçekimsel dalgaların evrende bir lazer olarak yayılabileceğini teorileştiriyor. Çin Bilimler Akademisi Üniversitesi öğretim üyesi ve çalışmanın yazarı Jing Liu makalede, “Uyarılmış ışınım ve yerçekimi dalgaları (GW), Albert Einstein tarafından yapılan en önemli tahminlerden ikisidir” diye yazdı ve ekledi  “Uyarılmış GW ışınımının, Kerr kara deliklerinden ve süper ışınım yoluyla oluşan bozon bulutlarından oluşan yerçekimsel atomlardan meydana gelebileceğini gösterdik.”

Bir adım geriye gidersek, yerçekimi dalgaları, kelimenin tam anlamıyla uzay-zaman dokusundaki dalgalanmalardır. Bunlar arasında tespit edebildiklerimiz, pulsarlar, süpernovalar, birleşen süper kütleli kara delikler ve çarpışan nötron yıldızları gibi evrendeki büyük gök cisimlerinden ve çarpışmalardan oluşuyor. Einstein’ın bu fenomeni kavramasından bu yana, bu uzay-zaman bozuklukları, kelimenin tam anlamıyla dışarıya doğru ve evren boyunca dalga şekline yayıldıkları için dalgalar olarak tanımlandı. Sonunda bazıları Dünya’ya ulaştı ve ilk kez 2016 yılında Lazer Girişimölçer Yerçekimi Dalgası Gözlemevi (LIGO) tarafından zayıf bir şekilde tespit edildi. Bu yeni makale, yerçekimsel dalgaların da bir lazer gibi hareket edebildiğini öne sürüyor, ancak bu teori, Standart Fizik Modeli’nin önemli bir eksik parçasına dayanıyor: Kuramsal Temel Parçacık. Bu varsayım, çok hafif olan ve kuantum özelliklere sahip zayıf etkileşimli bozonun,  karanlık maddeyi açıklamak için önde gelen adaylardan biri olduğunu söylüyor. Dalga/parçacık özelliklerinin bir sonucu olarak, temel parçacıklar bir (Kerr) kara deliğin içine düşmeyecek, bunun yerine LiveScience’ın tanımladığı  “elektronların bir atomun çekirdeğinin yakınında bulunması gibi” onun etrafında var olacaktır. Süper ışınım olarak bilinen bu etkileşim; temel parçacıkların ve yerçekimsel dalga emisyonlarının, kara deliğin bir lazer gibi davranıp evrene (makalede tanımlandığı gibi) “yerçekimi lazerleri” gönderene kadar koordineli uyarımlar yaratmasına izin verecektir. Kara delikler bu ışınları tamamen rastgele yönlere gönderdiğinden, Dünya’da bunlardan birini tespit etme şansı yok denecek kadar az olsa da gerçek durum farklı olabilir. Geçtiğimiz ay, Avrupa Uzay Ajansı (NASA ile ortaklaşa), LIGO’dan çok daha düşük frekansları yakalayacak ve yerçekimsel dalga tespitini yapabilecek olan LISA adlı uzay tabanlı bir yerçekimsel dalga dedektörü için onay verdi.

Sonuçta Einstein, ilk etapta yerçekimsel dalgaları tespit edebileceğimizi düşünmüyordu; kim bilir dışarıda keşfedilmeyi bekleyen başka neler vardır ?

Kaynak:https://www.popularmechanics.com/space/deep-space/a46774280/gravitational-lasers/

Önceki İçerikÖrnek bir çalışma: Hatay’ın afetlere dayanıklı bir şehir olarak yeniden planlanması ile ilgili tespitler ve öneriler
Sonraki İçerikAilenin karanlığı