Ana Sayfa 221. Sayı Kitapçı Rafı

Kitapçı Rafı

115

Selanik – Tanzimat Çağında Bir Osmanlı Şehri 1830 – 1912
Meropi Anastassiadou, Alfa Kitap, 2022, 504 s.
Osmanlı döneminin önemli şehirlerinden biri olan Selanik pek çok halka ev sahipliği yapmıştır. Çokuluslu ve çok dinli yapısıyla halkların iç içe yaşadığı kozmopolit şehir, Tanzimat Fermanıyla birlikte kültür ve ticarette olağanüstü gelişmeler kaydedip Osmanlı modernleşmesinin merkezinde yer aldı. Şehrin silüeti; mahalleleri, surları, limanları, evleri; dönemin yaşam koşulları; geleneksel meslekler ve yüksek sosyetesiyle Selanik, Batıdaki Fransız İhtilali ve fikir akımlarından da en çok etkilenen şehirlerden biri oldu. Tanzimat öncesi dönemden Balkan Savaşlarına giden süreci anlatan Tanzimat Çağında Bir Osmanlı Şehri Selanik, çokuluslu bir şehrin dağılışına okurları dâhil etme iddiasında.

Kavramlar Tarihi Özgürlük
Kolektif, Doğu-Batı Yayınları, 2022, 684 s.
Özgürlük aynı anda hem ontoloji ve teoloji hem de siyaset felsefesiyle ilgili bir meseledir. Bu kavramın işaret ettiği durum ilk bakışta apaçıktır. İnsanın engellenmeden veya sınırlandırılmadan istediğini seçebilmesi, yapabilmesi veya hareket edebilmesi özgürlüğü anlatır. Ancak işin içine determinizm, yazgı, arzu, irade ve seçim gibi unsurlar girince insanın özgürlüğüne dair tartışma daha karmaşık bir kerteye doğru dönüşüme uğrar. Tarih boyunca pek çok düşünür ve ideoloji insanın hem özgür olup hem de siyasal toplumun bir üyesi olarak yaşamasının mümkün olup olmadığı sorusuna yanıt aramaya çalışmıştır. Bu son hatırlatma bağlamında özgürlük, yurttaşın devlet ve bireyin toplumla kurduğu ilişkinin nirengi noktasını oluşturur. Özellikle modern toplumların örgütlenme biçimi bağlamında özgürlüğün yokluğu devleti meşru, toplumsal yaşantıyı ise anlamlı olmaktan çıkarır. Armağan Öztürk ve C. Cengiz Çevik tarafından derlenen bu çalışma özgürlük kavramının düşünce tarihindeki serüvenini bir dizi makale aracılığıyla soruşturmakta. Filoloji, felsefe, siyaset bilimi, sosyoloji ve tarih bilimlerine ait birikimleri metinleştiren çalışmaların ortak noktası ise ele aldıkları düşünür, düşünce akımı veya dönemde özgürlüğün içeriğini sınırlarıyla birlikte ayrıntılı bir şekilde ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Çekiç, Mercek ve Yelkovankuşları
Mehmet Sakınç, Orhan Küçüker, İş Bankası Kültür Yayınları, 2022, 464 s.
Çekiç, Mercek ve Yelkovankuşları ’nda Sabuncuoğlu Şerefeddin’in meşhur tiryakından Darüşşifaların botanikçileri Saydalân ve Aşşâblar’a, Arslanhaneler’den Bursa korvetinin mühendisi Faik Bey’in pantanal kedisine, Çırağan Sarayı’nın Londra’da unutulan limonluğundan bankacı Pierre-JulienRene du Parquet’nin Eyüp’te Mısır akbabası avına, Mehmet Tahir Münif Paşa’nın doldurulmuş ayısından Namık Kemal’in baykuşlarına, Hamamizade İhsan Bey’in Hamsinamesi ’nden Sait Faik Abasıyanık’ın dülgerbalığına, Karl Eduard Hammerschmidt’in trilobitlerinden Walther Penck ve Hamit Nafiz Pamir’in Darülfünûn’da ilk jeoloji ve paleontoloji derslerine, Reichstag yangınından 1933 Üniversite Reformu’na, Süleymaniye Biyoloji ve Yüksek Ziraat enstitülerinden Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’ne Türkiye’de botanik, zooloji, jeoloji ve paleontolojinin tarihsel gelişimi, insanlar, mekânlar ve anılar penceresinden anlatılmaya çalışılmış. Kitaptaki Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi bilim insanlarının ortak noktasının “sistematik yaratıcı düşünme” olduğu görülmesi amaçlanmış. Öğreticiler olarak adlandırılabilecek bu insanlar, doğada meydana gelen olayları merak etme ve sorgulama niteliklerini taşıyor. Öğreticiler –muallim, müderris, öğretmen ve üniversite öğretim elemanı– için “doğru bilgi” ön plandadır ve doğa bilimleri eğitimi ve öğretiminde “yenilenme ve yaratıcılık” temel hedefleri arasındadır. Başta Kıta Avrupası olmak üzere dünya üzerindeki doğa tarihi müzeleri ile hayvanat ve botanik bahçelerindeki izlenimlerini, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi okuryazar kitlesi ve öğrencilerine seyahat notlarıyla aktaran elçi, aydın, yazar ve gazeteciler de unutulmuyor. Jeoloji ve paleontolojinin Çekiç’i, botanik ve zoolojinin Mercek ’i, doğa bilimcilerin Yelkovankuşları ile tarihte bir bilimsel yolculuğa okur dâhil edilmek isteniyor.

Yapay Zekâ Felsefesi
Kolektif, Doğu Kitabevi, 2022, 160 s.
Bu kitapta Yapay Zekâ Felsefesi konusunda güncel konulara değinen; sadece literatürden derlemeler değil, bakış açılarımı da yansıtan bir içerik oluşturmaya çalışılmış. Bu noktada kitabın, ilk yayınlandığı 2022 yılı itibariyle, Yapay Zekâ Felsefesi konusundaki ilk Türkçe kitap olma özelliği taşıdığını da belirtmek gerekmektedir. Yapay Zekâ literatürü ve bu literatürün diğer teknoloji alanlarıyla etkileşimi neticesinde ortaya çıkan ürünler günlük yaşamının şekillendirdiği gibi geleceğin dünyasını da hem teknoloji hem de toplum odağında inşa etmektedir.

Telomeraz Devrimi
Michael Fossel, Say Yayınları, 2022, 280 s.
Bir vücut hücresi bölündüğünde telomerler yani kromozomların uç kısımları kısalır. Telomer kısaldıkça hücrenin kendi moleküllerini onarma yeteneği azalır ve vücut hücreleri 40 ila 60 kez bölündükten sonra bölünme yetisini kaybeder, yani yaşlanır. İnsanın yaşlanması da vücudundaki trilyonlarca hücrenin yaşlanmasının sonucudur. Ama vücut hücrelerinin aksine üreme hücreleri ve kök hücreler yaşlanmaz, sonsuza dek bölünebilirler, çünkü telomeraz denen enzimi üretirler ve bu enzim de kısalan telomerleri tekrar uzatır, böylece hücrenin genç kalmasını sağlar. Telomeraz Devrimi, insan ömrünün uzatılmasında, yaşlanmanın durdurulmasında ve yaşlanmaya bağlı hastalıkların tedavisinde telomerazın nasıl kullanılacağını açıklamayı amaçlıyor. Telomeraz Devrimi’nde, Amin Maalouf’un Empedokles’in Dostları adlı kitabında kurguladığı ütopyanın bilimsel dayanaklarını içeriyor.

Önceki İçerikYemyeşil Bir Deniz
Sonraki İçerikAslıhan Kocabal’ın öyküleri: Adaletin bu mu dünya?