Ana Sayfa Bilim Gündemi Kaplanlar ve devler nasıl yenilir?

Kaplanlar ve devler nasıl yenilir?

316

Ender Helvacıoğlu

Emperyalizm yenilmez midir? Muazzam savaş mekanizmalarına, ileri teknoloji ürünü yıkıcı silahlara sahip bir güç odağı nasıl alt edilebilir?

Bu soruyu, emperyalizmle savaşı deneyimlemiş olanlara, yani bilenlere soralım.

Çin devriminin lideri Mao Zedung, Ağustos 1946’da, Çinli komünistlerin iktidarı almalarına daha üç yıl varken ve ABD’nin desteklediği Çan Kay Şek hükümeti ile ÇKP arasındaki iç savaş tüm hızıyla sürerken, Amerikalı gazeteci Anna Louise Strong’a verdiği bir söyleşide konuyu ele alır.

Strong sözü ABD’nin sahip olduğu atom bombasına getirir (Bir yıl önce Japonya’nın iki kenti bu bombayla yerle bir edilmiş ve on binlerce insan katledilmiştir). Mao bu soruya ünlü “kâğıttan kaplan” analiziyle yanıt verir. “Atom bombası, Çan Kay Şek, ABD ve tüm gericiler kâğıttan kaplandır” der.

“Kâğıttan kaplan” (Çince zhi laohu), Çin kültüründe yer alan eski bir deyim. Görünüşü çok güçlü ve korkunç ama aslında içi kof olan yapılar için kullanılagelmiş. Mao, emperyalizmin ve tüm gericilerin “kofluğunu” kısaca tahlil eder söyleşide. Daha sonra 1 Aralık 1958’de ÇKP Merkez Komitesi Siyasi Bürosu’nun Vuçang’daki toplantısında konuyu kuramsal olarak da açıklayacaktır.

Bu “kâğıttan kaplan” deyimini biz de çok sever ve kullanırdık polemiklerimizde. Ama Lenin’in de benzer bir deyimi kullandığını hiç duymamıştım, yeni öğrendim. Lenin de hem Rus Çarlığını hem de emperyalizmi tanımlarken “kilden ayaklı dev” deyimini kullanmış. Bu deyim İncil’deki bir hikâyeden kaynaklanıyormuş ve “görünüşte anıtsal ve görkemli ama aynı zamanda çok kırılgan, zayıf ve kolayca yok edilebilen bir şey” anlamına geliyormuş.

Mustafa Kemal Atatürk de “Mazlum milletler zalimleri bir gün mutlaka mahvı perişan edeceklerdir” demiştir. Benzer ifadeleri Fidel Castro’da, Che Guevara’da, Kim İl Sung’da, Ho Şi Minh’de de bulabilirsiniz.

Bu insanlar kafadan atmamışlar; hepsi emperyalizme ve gericiliğe karşı verilen başarılı mücadelelerin önderleri. Yani dediklerini yapmış kişilikler. Ben onların yalancısıyım!

***

Peki emperyalizm neden “kâğıttan kaplan” veya “kilden ayaklı dev”dir, nasıl “bir gün mutlaka mahvı perişan olacaktır”?

Mao Zedung, emperyalistlerin hiçbir zaman sahip olamayacağı çok güçlü bir silahtan söz eder: Halk! “İnsan” veya daha genel anlamda “emek” de diyebiliriz. Son derece gelişmiş savaş mekanizmalarına ve silahlara sahip emperyalistlerin “kâğıttan” veya “kilden ayaklı” olmalarının nedeni halksız olmalarıdır. Halktan daha güçlü ve etkili bir silah yoktur.

Ama bu silahı edinmeyi ve kullanmayı becermek gerek. Kaplanı kâğıttan, devi kilden ayaklı yapacak olan, harekete geçmiş, ölümü göze almış örgütlü halktır. Hareket ve örgüt yoksa emperyalistler kaplan ve devdirler, yenilmezlerdir.

Halkın gücünü, sadece eski başarılı halk savaşlarından veya devrimlerden değil, bugünkü Gazze savaşından dahi anlayabiliriz. Bir yanda daracık bir bölgeye sıkıştırılmış, ablukaya alınmış, yalnız bırakılmış, bir aydır tepesine binlerce ton bomba atılmış, binlerce ölü vermiş bir halk ve -ideolojisi bize ne kadar uzak olursa olsun- o halkın benimsediği bir örgüt Hamas var. Diğer yanda ise başta ABD olmak üzere tüm Batılı emperyalistlerin koşulsuz desteğini almış, dünyanın en büyük savaş mekanizmalarından birine sahip İsrail devleti ve ordusu. Bu denli orantısız bir güç ilişkisine rağmen İsrail ordusu zorlanmakta ve Gazze direnmektedir. Bunun bir nedeni olsa gerekir. Kim ne derse desin Hamas’ın bir halkı vardır. İsrail devleti ise ne kendi ülkesinde ne de dünya kamuoyu düzleminde bir halk desteğine sahiptir.

Bizim kuşağın çocukken pek fazla oyuncağı yoktu. Oyuncak alınması özel bir durumdu. Ama çevredeki ve doğadaki her şey bizim oyuncağımızdı; kendi oyuncaklarımızı kendimiz yapardık, oyuncak tüketmezdik, üretirdik. Günümüz çocuklarının yaşadıkları evler birer oyuncak mezarlığı. Buna benzer biçimde: Emperyalistlerin elinde ileri teknoloji ürünü son derece yıkıcı silahlar var. Ama mazlum halklar direnirken her şeyi silaha çevirebilirler; ne yazık ki kendi bedenlerini bile… Havadan, hatta uzaydan mı vuruyorsunuz, onlar da yeraltını bir sığınağa ve cepheye çevirebilirler. Sermaye sınırlıdır, ama halkın yaratıcılığının sınırı yoktur; yeter ki niyet etsin ve organize olsun.

Halk gücü, boş bir hamaset değil, sosyolojik bir gerçekliktir. Kaplanları kâğıttan, devleri kilden ayaklı yapan bir gerçeklik. Bunu da halkın kendisinden çok egemenler bilir zaten. Halk, örgütlü olmadıkça, kendi gücünün farkında değildir; ama egemenler örgütlü oldukları için bu gücün farkındalardır ve bilumum ikna, kandırma, ideolojik hegemonya araçları ve mekanizmalarıyla bu gücü en azından hareketsizleştirmeye ve tarafsızlaştırmaya çalışırlar. Kısacası keskin bir mücadeleye girmeye niyetli her örgüt, en büyük gücün halk (insan, emek) olduğunu bilir, bilmelidir. Bilmezse yenilir veya yenilmez bile…

***

Bu noktada tartışma aslında yeni başlıyor. Halk denilen topluluğun (güncel ve tarihsel) nitelikleri ve örgüt/öncü-halk ilişkisi başlı başına bir konu. Halk rasyonel midir, irrasyonel mi? Veya ne zaman rasyonel ne zaman irrasyoneldir? Halkın rasyonelliği ile örgütün irrasyonelliği veya halkın irrasyonelliği ile örgütün rasyonelliği arasındaki dengeler nasıl kurulabilir? Elbette her toplum için farklıdır bu denge, ama bazı genel sonuçlara da varılabilir. Bunları belki ayrıca ele alırız.

NOT: Mao Zedung’un Amerikalı gazeteci Anna Louise Strong ile yaptığı söyleşiyi -kesinlikle dipnotlarını atlamadan- okumanızı öneririm: Mao Zedung Seçme Eserler, Cilt IV, Aydınlık Yayınları, 1. Baskı, Temmuz 1977, s.104-110.

Önceki İçerikBilim ve Gelecek Kasım sayısı çıktı!
Sonraki İçerikUygarlığın iki çizgisi