Ana sayfa Bilim Öyküleri Curie’ler radyumun patentini almayı reddediyor: ‘Radyum bir elementtir, nasıl bir kişinin...

Curie’ler radyumun patentini almayı reddediyor: ‘Radyum bir elementtir, nasıl bir kişinin malı olabilir?’

3234
PAYLAŞ

Ender Helvacıoğlu

Radyumun keşfiyle Nobel Ödülü alan Pierre ve Marie Curie’nin mali durumları biraz düzelir. Ödül olarak aldıkları parayla yaptıkları ilk iş bir asistan tutmak olur. 1904’te Pierre nihayet Sorbonne’da profesörlüğe kabul edilir (ne var ki kendisine yine de bir laboratuar verilmez). 1905’te de Bilimler Akademisi üyeliğine seçilir.

Radyoaktifliğin tıpta uygulanma olanağının ortaya çıkması üzerine, radyum büyük bir ticari değer kazanır (1 gram radyumun değeri 750 bin altın frank olarak hesaplanıyordu). Fransa’da, ABD’de, Belçika’da ve başka ülkelerde radyumu endüstri ölçeğinde elde etme girişimleri başlar.

Curie’ler radyum elde edilmesinin patentini almaları (ve bir anda milyoner olmaları) önerilerini sürekli geri çevirirler. Bunu bilimsel anlayışa tümüyle aykırı bulurlar. Onlara göre bir biliminsanının buluşlarından maddi çıkar sağlamaya hakkı yoktur. Bilim ve onun sağladığı olanaklar tüm insanlığın malıdır çünkü. Marie Curie yılların çabasıyla elde edebildikleri 1 gram radyumu Radyum Enstitüsü’ne bağışlar.

Bütün yaşamı boyunca, büyük ününe karşın, hiçbir gazeteciyle görüşme yapmayı kabul etmeyen Marie Curie’yle 1920 Mayıs’ında görüşebilmeyi başaran Amerikalı kadın gazeteci Meloney’in uzun söyleşisinin bir bölümü bu konuyla ilgilidir:

Büyük eserine Amerikalıların ilgi duyduklarını anlatmaya çalışıyor, kendisini rahatsız ettiğim için de özür dilemeye çabalıyordum. Madam Curie beni sıkıntıdan kurtarmak için Amerika’dan söz açtı.

Curie’ler radyum elde edilmesinin patentini almayı (ve bir anda milyoner olmayı) bilimsel anlayışa aykırı buldular.

“Amerika’nın aşağı yukarı 50 gram radyumu var. 4 gram Baltimore’da, 6 gram Denver’da, 7 gram New York’ta…”

“Ya Fransa’da?” diye sordum.

“Laboratuvarımın 1 gramdan biraz fazla radyumu var.”

“Sizin yalnız 1 gram radyumunuz mu var?”

“Benim mi? Yoo! Benim hiç radyumum yok. Bu 1 gram laboratuvarımındır.”

Madam Curie’yi çok zengin bir kadın yapmış olması gereken patentlerden, maddi yararlardan söz ettim. O gayet sükûnetle,

“Radyumun kimseyi zengin etmemesi gerekir. O bir elementtir. Herkesin malıdır” dedi.

“Eğer şu dünyada en çok istediğiniz nedir diye sorsalardı ne yanıt verirdiniz” diye sordum. Madam Curie şöyle yanıt verdi:

“Araştırmalarımı yürütebilmek için 1 gram radyumum olsun isterdim. Ama bunu alamam. Radyum benim keseme göre değil, çok pahalı bir şey.”

Amerika’ya döndükten sonra Meloney’in aklına şöyle bir fikir gelir: 10 tane milyarderden 10’ar bin dolar bağış alabilse, bu parayla Marie Curie’ye 1 gram radyum sağlanabilir. Bu iş için aylarca uğraşır, fakat ancak üç işadamını ikna edebilir. Fakat yılgınlığa kapılmaz. “Radyum Fonu” adıyla bir fon kurar ve bütün Amerikan kadınlarını bağışta bulunmaya çağırır. Birkaç ay içinde 100 bin dolar bağış toplanır.

1 gram radyum, Beyaz Saray’da 20 Mayıs 1921 günü düzenlenen törenle ABD Başkanı tarafından Marie Curie’ye sunulur. Törenden bir gece önce bağış senedini Marie’ye okudukları zaman radyumun bizzat kendisine armağan edildiğini anlayan Marie buna kesinlikle karşı çıkar. Bunun üzerine alelacele bir hukukçu getirilir, senette değişiklik yapılır. Bağışın Marie’ye değil, Paris’teki Radyum Enstitüsü’ne yapıldığını belirten bir cümle senede eklenir.

Kapitalize edilemeyen, metalaştırılamayan, nicelleştirilemeyen gerçek bir biliminsanıdır  Marie Curie. Ehlileştirilemeyen bir vahşi!