Ana sayfa Sorularla Bilim İlk okyanus hangisiydi? Yer’in tarihi boyunca okyanuslar da değişti mi?

İlk okyanus hangisiydi? Yer’in tarihi boyunca okyanuslar da değişti mi?

1708
PAYLAŞ

Değişik hipotezlerle oluşan suyun dev depresyon alanlarını doldurmasıyla ilk okyanuslar meydana gelmiştir. Okyanusların oluşması sonucunda gelişen okyanusal kabuk ve bunun ürettiği magma ve diğer tektonik hareketler, kıtalar ve okyanusların şekillerini jeoloji tarihi boyunca değiştirdi. Kısaca bugünkü, ağır atmosferik basınç nedeniyle sıvı suyun olduğu düşünülmektedir. Bu ilk okyanusların kökenini oluşturan su olabilir. Gezegenin yüzey ısısı azaldıkça, okyanuslar da şekillenmeye başlayacaktır.

Okyanusların ilk şekillenmeleri, ilk kara parçalarının oluşumuyla birlikte meydana gelir. Gezegenimizin yaşam bulmaya başladığı ilk jeolojik dönemlerde tek bir okyanusun ismi geçmektedir. O da eski Yunanca’da tüm denizler anlamına gelen Pantalassa’dır. Bu okyanus başlangıçta oluşan tüm kara parçalarının etrafını sarmaktadır. Yaklaşık 650 milyon yıl önce il oluşan kıta olan Rodinia’nın etrafında Pantalassa Okyanusu’ndan başka bir okyanus daha vardır. Bu da Pan-Afrikan Okyanusu’dur. Daha sonra Kambriyen Dönemi’nde başka bir önemli okyanus olan Iapetus’u Laurentia ve Baltika kara parçaları arasında görüyoruz. Bu okyanus için güney yarımkürenin okyanusudur diyebiliriz. Kuzey yarımkürede ise Pantalassa egemenliğini halen sürdürmektedir. Ordovisiyen Dönemi’nde, yaklaşık 458 milyon yıl önce, Pantalassa yine kuzey yarımkürede yer alacak, güneyde ise Iapetus ve Gondvana Kıtası’nın kuzeyinde yeni bir okyanus olarak Paleo-Tetis gelişecektir. 425 milyon yıl önce Silüriyen Dönemi ortalarında güney yarımkürede Iapetus ve Paleo-Tetis Okyanusları’nın egemenliği devam edecek ve bunlara başka bir yeni okyanus, Reik Okyanusu ilave olacaktır.

Gezegenimizin yaşam bulmaya başladığı ilk jeolojik dönemlerde tek bir okyanusun ismi geçmektedir. O da eski Yunanca’da tüm denizler anlamına gelen Pantalassa’dır.

Erken Devon’da, günümüzden yaklaşık 390 milyon yıl önce, Reik, Pantalassa ve Paleo-Tetis Okyanusları’nın varlığı devam edecektir. Bu arada tüm kıtaların bir araya gelerek Süperkıta Pangea’yı oluşturma süreci süratlenecek, buna paralel olarak güneyde dev kıta Gondvana bu sürece iştirak edecektir. Kuzey yarımkürede ise Lavrasya gelişimini tamamlamak üzeredir. Kıtalar ve karalar arasındaki bu birleşme, doğaldır ki okyanusların varlığını da tehdit etmektedir. Ancak kaçınılmaz son, tek bir okyanusun tüm kıtaları sarmasıdır. Karboniferin başlarında, 356 milyon yıl önce, kuzey ve güney kıtaları birbirine iyice yaklaşacak ve bunun sonrasında Reik Okyanusu kapanma sürecine girecektir. Bu arada Paleo-Tetis (Eski-Tetis) Okyanusu gelişimini sürdürmeye devam edecek, Karbonifer sonlarına gelindiğinde, 306 milyon yıl önce, Reik Okyanusu Gondvana’nın kuzeyinde, Pantalassa’nın güneyinde bir körfez şeklini alacaktır. Paleo-Tetis’in gelişimi sürmesine rağmen o da izole olma, bir yerde kapanma süreci içindedir. 255 milyon yıl önce, Permiyen Dönemi’nde ise bu okyanusun dev bir iç deniz haline gelmesine tanık olacağız. Son yapılan araştırmalara göre, okyanusun doğu kesiminde bulunan Çin ve Endonezya bloklarının bir araya gelmesi sonucunda oluşan karaköprüsü, okyanusun Pantalassa ile bağlantılarını koparmış ve Paleo-Tetis bir süre sonra yok olmuştur. Bu yok olma süreci sonrasında ya da sırasında, modern okyanusların atası Neo-Tetis (Yeni-Tetis) Okyanusu gelişmeye ve evrimleşmeye başlayacaktır.

İkinci zaman (Mesozoyik) başlarında, Triyas Dönemi’nde 237 milyon yıl önce, gezegenin coğrafyasında önemli değişiklikler olmaktadır. Tüm kıtalar birleşmiş ve tek bir kıta Pangea meydana gelmiştir. Paleo-Tetis yok olma sürecinin sonundadır. Hemen güneyinde yepyeni bir okyanus Neo-Tetis gelişme içindedir. Bu arada Jura Dönemi’nin başlarında 195 milyon yıl önce, Süperkıta Pangea’da parçalanma süreci başlayacak ve kuzey kıtaları ile güney kıtaları birbirinden levha tektoniği kurallarına uygun olarak ayrılacak ve bu ayrılan kıtaların aralarına Neo-Tetis Okyanusunun girmesiyle modern okyanusların oluşumu başlayacaktır. Örneğin, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Avrupa ve Afrika Kıtaları arasında bugünkü Atlantik Okyanusu, diğer taraftan Pasifik ve Hint Okyanusları da Neo-Tetis’in geleceği olarak gelişeceklerdir.

Mesozoyik Dönem’in sonlarına doğru, Geç Kretase’de, 94 milyon yıl önce, gezegen coğrafyasında şu önemli okyanuslar dikkati çekmektedir. Parçalanan Pangea Kuzey ve Güney Atlantik Okyanusları’nın oluşmasına neden olmuş, iki kıta arasında küçük bir deniz olan Proto-Karayip Denizi, bugünkü Meksika Körfezi ve Karayip Adaları’nın bulunduğu yerde gelişmiştir.

Mesozoyik Dönem’in sonlarına doğru, Geç Kretase’de, 94 milyon yıl önce, gezegen coğrafyasında şu önemli okyanuslar dikkati çekmektedir. Parçalanan Pangea Kuzey ve Güney Atlantik Okyanusları’nın oluşmasına neden olmuş, iki kıta arasında küçük bir deniz olan Proto-Karayip Denizi, bugünkü Meksika Körfezi ve Karayip Adaları’nın bulunduğu yerde gelişmiştir. Ayrıca günümüz okyanuslarından Pasifik, Avrasya doğusu ile Amerika kıtalarının arasında kendisine yer bulmuştur. Kuzey kutup bölgesinde Arktik Okyanusu geniş alanlara yayılmıştır. Bu arada Yeni Tetis, halen bir dünya okyanusudur ve diğer tüm okyanuslarla ilişkidedir. Bu arada kıtalar birbirlerinden ayrılırken, yine levha tektoniği kuralları çerçevesinde bazı kıtalar da birbirine yaklaşmakta, çarpışmakta ve birbirlerinin altına dalmaktadır. Bu dünya çapındaki tektonik hareketler, okyanusların yitirilmesinin nedeni olmakta, birçok kıtasal blok arasındaki ana okyanusa bağlı su yolları ortadan kalkmakta ve iç denizler yok olma sürecine girmektedir. Örneğin Tersiyer Dönemi başlarında, Orta Avrupa içlerine kadar yayılarak Para-Tetis Okyanusları ismini de alan Neo-Tetis Okyanusu yok olma sürecine girmiştir. Hint Levhası’nın Eosen Dönemi’nde kuzeye yönelmesi ve Asya Kıtası’na yaklaşması, aradaki okyanusun yok olmasına yol açmaya başlamış, Hint karası Asya’ya çarptığında bu okyanusun bir kısmı tükenerek yerini Himalayalar’a bırakmıştır. Günümüzde Himalayalar’da 8000 metrede bulunan denizel fosiller, bu kaybolan denizin fosilleşmiş canlılarıdır. Arabistan Levhası ile Anadolu Levhası’nın çarpışması ve Afrika Kıtası’nın da Avrupa Kıtası’nın altına dalması sonucunda, Yeni Tetis Okyanusu’nun yok olma süreci yeni bir boyut kazanmıştır. Bunun sonucunda geriye bugünkü Akdeniz kalmıştır. Arabistan Levhası ile Anadolu Levhası arasında yok olan bu okyanusun kalıntıları, günümüzde güneydoğudaki Bitlis Dağları’dır.

Bundan sonraki zamanlarda, bu sorunun başında da belirttiğimiz gibi, gezegenin tüm okyanusları günümüz ile aynı olan modern denizlerdir. Ancak şu unutulmamalıdır, gezegenimiz durağan değil, hareketlidir. Devamlı çalışan levha tektoniği, denizlerin yok olması süreçlerini her zaman için canlı tutmaktadır. Örneğin, jeolojik anlamda çok eski sayılmayacak bir dönemde, günümüzden beş milyon yıl önce, Miyosen Dönemi sonlarında Atlantik ile ilişkisi kesilen Akdeniz bir anda tuz çölüne dönerek kurumuştur. Ancak Akdeniz için bu olumsuz koşullar jeolojik zamana göre 400.000 yıl gibi kısa bir zaman sürmüş ve sonrasında Cebelitarık Boğazı açılarak, Atlantik’in suları Akdeniz’e yeniden hayat vermiştir.

Gelecekte ne olacak sorusunun yanıtı ilginç olabilir. Yaklaşık 50 milyon yıl sonra da, okyanuslar aynıdır; ama Atlantik Okyasu çok daha geniş olacaktır. 250 milyon yıl sonra ise, okyanuslar bakımından, gezegenimizin 250 milyon yıl öncesine benzer bir durum söz konusudur. Tüm kıtalar birleşmiş, sanki Pangea yeniden oluşmuştur. Etrafında ise Pantalassa yerine Pasifik Okyanusu bulunmaktadır. O zamanlarda insanoğlu yaşamaya devam ederse, belki bu okyasuna başka bir ad verebilir.

Kaynak: Mehmet Sakınç, 50 Soruda Yer’in Evrimi, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, 2011, s.35-39