Ana Sayfa 241. Sayı Laiklik: Tanrı odaklı epistemeden, insan odaklı epistemeye

Laiklik: Tanrı odaklı epistemeden, insan odaklı epistemeye

Laikliğin felsefi olarak konumlandırılması, siyasi bakımdan sığ bir biçimde konumlandırılmasından daha işlevseldir. İlki, salt din-devlet ayrımına, siyasal yaşama odaklanırken, diğeri köktenci bir tutumla, din-dünya ayrımı ekseninde yeni bir insan, yeni bir toplum, yeni bir kültür, yeni bir değerler sistemi önerir. Bu modelde, salt siyasal sistem değil, insan ve insanın bilişsel yetileri; değişmezler değil, değişim ve gelişim merkezdedir. Kutsallıklar salt vicdani, bireyin kendisini bağlayan öznelliklerdir; başkasını bağlamazlar ve başkalarına dayatılmazlar.

91

Prof. Dr. Hasan Aydın OMÜ Felsefe Bölümü Laikliğin ülkemizde, siyasi, hukuki ve hatta felsefi temellerini hümanist Cumhuriyet aydınlanmasıyla bulduğunu söylemek olasıdır. Bu anlamıyla modern Türkiye’nin mimarı Mustafa Kemal Atatürk’ün, gelenekçi muhalefet karşısında sık sık laikliğin dinsizlik olmadığını (Atatürk, 2010: 21), İslam’da ruhban sınıfı bulunmadığı için bir din olarak İslam’ın laik yaklaşıma daha müsait olduğunu ileri […]

Bu içeriği görüntüleyebilmek için, şu seçeneklerden birine abone olmalısınız: 1 yıllık e-dergi aboneliği or 6 aylık e-dergi aboneliği.
Önceki İçerikKöy enstitülerinin öncesi ve sonrasında öğretmen okulları
Sonraki İçerikHiggs’in bilimcilere gerçek mirası