Ana sayfa Biyoloji Moleküler karşılaştırmalar evrimsel soyağacını desteklemiyor mu?

Moleküler karşılaştırmalar evrimsel soyağacını desteklemiyor mu?

1303
PAYLAŞ

Cem Arda Kuyucu

Yaratılışçıların iddiası: Moleküler karşılaştırma, yakın akraba sayılan hayvan kategorilerinin farklılığını ortaya koyuyor

Bilimin yanıtı: Moleküler karşılaştırmalar, evrimsel soyağacını desteklemiştir

“Moleküler karşılaştırmalar, evrimci biyologların yakın zamana dek ‘yakın akraba’ saydıkları hayvan kategorilerinin genetik olarak çok farklı olduklarını ortaya koyuyor, ‘ara form’ varsayımlarını temelden çökertiyor.”
(Harun Yahya, Yaratılış Atlası 1, s.617; Yaratılış Atlası 2, s.615)

Moleküler biyoloji konusundaki araştırmaların, oluşturulan evrim ağaçlarını çökertmesi gibi bir durum söz konusu değildir, tam tersine moleküler çalışmalar sonucu elde edilen verilerin bilgisayardaki kladistik analizleri sonuncunda oluşturulan filogenetik ağaçlar, morfolojik homolojiye göre oluşturulan evrimsel ağaçlarla uyumluluk göstermektedir. Ayrıca yakın olduğu düşünülen türlerin moleküler analiz sonucu genetik olarak beklenenden daha uzak olduğunun ortaya çıkmasının evrimsel ağaçları çökertmesi gibi bir sonucu da yoktur, çünkü örneğin morfolojik olarak benzer oldukları için birbirine daha yakın oldukları düşünülen A ve B türlerinden A türünün moleküler analizler sonucunda aslında aynı familya içerisindeki C türüne yakın olduğu anlaşılabilir ve bu durum da A türünün evrimsel ağaçta C türüne daha yakın olmasıyla ifade edilir. Bahsedildiği gibi dünya üzerinde bir canlı türünün tüm diğer canlı türlerinden tamamen ayrı bir kalıtsal yapıya sahip olması için olsa olsa yakın zamanlarda uzaydaki bir başka gezegenden gelmiş olması gerekir.

Bunun yanında moleküler evrim çalışmalarının bizlere gösterdiği en önemli sonuçlardan bir tanesi de moleküler düzeyde geçekleşen farklılaşma ile popülasyon düzeyinde gerçekleşen farklılaşmanın (izolasyonun) eş hızlarda yürümediğidir. Yapılan filogenetik analizlerin bir çoğu, canlılarda ölçülen gen bölgesindeki farklılaşmanın hemen her zaman popülasyonların izole olma tarihlerinden önceye dayandığını göstermiştir. Bu evrimsel olarak çok beklenen bir durumdur, çünkü canlıların bir gen bölgesine göre farklılaşmaları ile popülasyon düzeyinde farklılaşmaları tamamen farklı konulardır. Popülasyon düzeyinde bir farklılaşma ancak bir çok farklı gen bölgesindeki ayrılmaların ve farklılaşmaların birikmesi sonucunda gerçekleşir. Bundan ötürü gen düzeyindeki farklılaşmalar çoğu durumda morfoloji ve popülasyon düzeyinde gerçekleşen farklılaşmanın öncesine düşer. Bunun yanında genetik olarak farklılaşma tarihleri, analizin yapıldığı gen bölgelerine göre büyük farklılıklar gösterdiği gibi, farklı türler farklı gen bölgelerine göre bir birlerine daha yakın veya daha uzak olabilir. Dolayısıyla seçilen gen bölgesine göre canlılar arasındaki farklılaşma zamanları, dereceleri ve sonuç olarak akrabalık dereceleri değişebilir. Bundan dolayı modern filogenetikçiler hiçbir zaman tek bir gen bölgesinden elde edilen analizin sonuçların kesin ve net sonuçlar olarak kabul etmez ve ancak birkaç farklı gen bölgesinden elde edilen sonuçlardaki genel örüntüye göre türler arasındaki akrabalık ilişkilerini ve derecelerini yorumlarlar.

Peki moleküler analizlerin, evrimsel yaşam ağaçlarına (filogenetik ağaçlar) ne gibi bir etkisi olmuştur. Moleküler analizlerin öncelikle sağladığı büyük ölçekteki verilerle, canlıların filogenetik tarihçelerinde görülen karmaşık olayları (şeçilim, genetik sürüklenme, popülasyon büyümesi, darboğazlar gibi) göz önüne alabilmemizi sağlayarak sadece canlılar arasındaki akrabalık ilişkilerini değil, fakat görülen genetik polimorfizm örüntüsünün hangi karmaşık olaylar sonucunda gerçekleştiğini ortaya koyabilmemizi sağlamıştır. Bilgisayar temelli veri analizine dayanan bu yeni yöntemler bizlere evrimsel ağaçların çok sayıda farklı evrimsel ve tarihsel süreçler sonucunda oluşan karmaşık yapılar olduğunu göstermektedir. Kladistik analizler sonucu oluşturulan bu evrimsel ağaçlar çok sayıda disiplinin yardımıyla (biyoinformatik, biyomatematik vs…) geniş ölçekteki verilerin, gelişmiş matematiksel algoritmaların kullanıldığı analizler sonucunda oluşturulmaktadır.

Kaynaklar

1) Maddison W. P., “Gene trees in species trees”, Syst Biol. 1997; 46:523-536.

2) Nichols, R., “Gene trees and species trees are not the same”, Trends in Ecology & Evolution 16 (7): 358-364, 2001.

3) Rosenberg, N. A. and M. Nordborg, “Genealogical trees, coalescent theory and the analysis of genetic polymorphisms”, Nature Reviews Genetics 3 (5): 380-390, 2002.